• DÖVİZ KURLARI
    • Dolar Alış : 4.0304
    • Euro Alış : 4.9636
    • Dolar Satış : 4.0466
    • Euro Satış : 4.9834



İLİMİZİN İLK PAMUK ÇALIŞTAYI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Antakya Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen ve 30 Ocak 2018 tarihinde Antakya Ottoman Palace Otelde ilk olarak gerçekleştirilen “Hatay Pamuğunda Kalitenin Yükseltilmesi ve Sürdürülebilirlik” konulu çalıştayda Hatay pamukçuluğunun durumu ve kalitesinin yükseltilmesi ile sürdürülebilirliği tartışıldı. Vali Yardımcısı Aydın Tetikoğlu, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Kılınç, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Mehmet Andiç başta olmak üzere resmi kurum müdürleri, STK Başkanları, Ziraat Odaları temsilcileri ve 200’ün üzerinde üretici, çırçır işletmecisi ve sanayicinin katıldığı çalıştay ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Çinçin’in açılış konuşmasıyla başladı ve çalıştaya konuşmacı olarak katılan konu uzmanları konuşmalarında aşağıdaki mesajları verdi.

Türkiye tekstil sektörünün hammaddesi durumundaki pamuk stratejik bir öneme sahip. Türkiye Avrupa’nın en büyük tekstil üreticisi, 2016 yılı verilerine göre 9,8 milyar $ ile Avrupa’nın üçüncü büyük tekstil ve hammaddeleri ihracatçısı, yıllık 17 milyar $ ihracat rakamı ile Dünya’nın altıncı büyük hazır giyim ihracatçısı. Türkiye dış ticaretinde en fazla dış ticaret fazlası veren sektörü tekstil sektörünün toplam ihracatındaki payı ise % 18,8.

Pamuk yetiştirme potansiyeline sahip olduğu halde, pamuk alanlarının giderek daralıyor ve tekstilin hammaddesi olan pamuk ihtiyacının her yıl yaklaşık yarısı ithal ediliyor. Hatay ilindeki pamuk alanları da Türkiye pamuk alanlarına paralel bir şekilde yıllara göre azalıyor. 90’lı yıllarda Amik Ovası pamuk üretim alanları yaklaşık 700 bin dekarlardan, 2000’li yılların ortalarında 550 bin dekarlar seviyesine gerilemiştir. Ancak 2006’da 554 bin dekardan ağırlıkla dünya pamuk piyasaları ve ülke pamuk politikaları sonucu 2009’da en dip seviye olan 215 bin dekara gerilemiştir. Uluslararası piyasalardaki gelişmelere bağlı olarak 2011 yılında yaklaşık 500 bin dekara ulaşmasının dışında son iki yıllık sürece kadar 300 bin dekarlar seviyesinde tutunabilmiş ve son iki yıldır sürdürülebilir kalıcı olduğunu ümit ettiğimiz artış trendine girmiş ve tekrar 500 bin dekarlar seviyesine yaklaşmaktadır.

Bu seviyede sürdürülebilirliği için önemli unsurlar;

 

  • Su ve sulama sistemleri tedariki
  • Pamuk üretiminde verimliliğin ve kalitenin artırılması
  • Hasat makinelerinin sayısının arttırılması ve Çırçırlama altyapısının iyileştirilmesine yönelik İl kaynaklarından, TKDK, Tarım İl Müdürlüğü Kırsal Kalkınma desteklerinden, DOĞAKA vb. kaynak kullanımlarındaki destekler arttırılmalıdır
  • Lisanlı depoculuk (LİDAŞ) sisteminin oluşturulması, şeffaf ve aktif borsa faaliyetlerine geçilmesi şarttır.
  • Hatay pamuğu marka haline getirilmelidir.

 

Gerek Türkiye genelinde gerekse Hatay özelinde pamuk yetiştiriciliğinde verim açısından bir sıkıntı olmadığı, 2016 yılı verilerine göre 505 kg/da verim ortalaması ile dünyada Avustralya’dan sonra ikinci sırada yer aldığı; elyaf kalitesi açısından da iyi değerlere sahip olduğu ancak özellikle hasat ve hasat sonrası çırçırlama ve depolama aşamalarında yapılan bazı yanlış uygulamalara bağlı olarak kalitesinin olumsuz etkilendiği ve sanayici tarafından daha az tercih edildiği söylenebilir. Hatay pamuğunun kalite değerleri Türkiye pamuğunun kalite değerleri ile paralellik arz etmektedir. Kaliteli elyaf yetiştirildiği halde hasat döneminde kalitenin olumsuz etkilenmesine neden olan hasada yardımcı kimyasalların uygulanmasında önerilere uyulması, makine ile hasat esnasında aşırı su kullanımından ve gece hasattan kaçınılması, çırçır işletmelerinin makineli hasada uygun hale getirecek temizleme ünitelerinin oluşturulması, bunları sağlamak üzere çırçır işletmelerinin ilgili bakanlıklarca desteklenmesi gerekmektedir.

Bazı ürünlerin yüksek ithalat tarifeleri ile korunması, birbirine alternatif  olan ürünlerin iç piyasa fiyatlarını dolayısıyla üretimini olumsuz etkilemektedir. Böyle durumlarda gümrük vergileri ile korunmayan pamuk gibi ürünler için desteklemeler önem kazanmaktadır. Pamukta uygulanan destekleme politikası sürdürülebilir bir pamuk tarımı için önem arz etmektedir.

Hatay pamukçuluğunun sürdürülebilirliğini tehdit eden faktörlerin başında sulama sıkıntısı ve enerji maliyetleri gelmektedir. Pamukta üretiminde Amik ovası koşullarında çözülmesi gereken en önemli sorun Reyhanlı Barajının bir an önce altyapısı ile birlikte tamamlanarak hizmete sokulmasıdır. Tarımsal elektrik fiyatlarının sübvanse edilmesi gerekmektedir.

Aksi taktirde hem Asi, hem Afrin, hem de yeraltı su kaynakları ciddi tehdit altında olmaya devam edecek, yeraltı sularının kontrolsüz kullanımı sürecektir. Çevresel tehdit boyutu dışında enerji tüketim maliyeti ve verimsiz kullanım şekli ile sürdürülebilir ekonomik üretim koşullarından uzaklaşılmaktadır.

Hatay pamuğunda var olan kalitenin belli aşamalarında olumsuz etkilenmesine neden olan aşamalardan birisi de çırçırlama ve depolama aşamasıdır. Bu nedenle çırçırlama ve mekanizasyon altyapısı iyileştirilmelidir. Son 10-12 yıldaki pamuk ekim alanlarındaki aşırı dalgalanma bu yöndeki yatırımları engellemiş ve sektör bu bağlamda oldukça geri kalmıştır. Bu da çırçır işletmelerinin genelde çok küçük ve verimsiz işletmeler olmasına sebep olmuştur. Bu işletmeler çoğu zaman gelen iyi kalitedeki pamukları zamanında tasnif edememekte ve işleyememektedir. Bu da uzun süreli depolama sonucu pamuk kalitesinin bozulmasındaki en önemli unsurların başında gelmektedir. Aynı zamanda bu işletmelerin çoğu elle hasat sistemine göre tasarlanmış ve yeterli ön kurutma ile ön ve son temizleme ünitelerinden yoksundur. Çırçır kapasitelerinin arttırılması, işletmelerde ölçek ekonomisi, iyileştirme yatırımlarının finanse edilebilmesi ve sürdürülebilmesi için elzemdir. Ülkemiz açısından stratejik olarak değerlendirilen pamuk üretiminin geliştirilmesi ve sürdürülmesi açısından sektörün ülkesel kaynaklar ve yerel İL Kaynakları, DOĞAKA, Kırsal Kalkınma vb. ile desteklenmesi elzemdir. Elle hasadın günümüz şartlarında artık pamuk kalitesinin bozulmasına verdiği sebebiyet ile %70 seviyelerinde bulunan MAKİNALI HASAT sistemine daha hızlı dönüşüm mutlaka desteklenmelidir.

Analiz ve sınıflandırılabilir tarım ürünlerinin, analiz ve sınıflandırılma işleminin yapılması, belirlenmiş standartlarda depolanması, karşılığında Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) oluşturulması ve şeffaf, faal borsa ortamında ürünlerin gerçek değerlerinde işlem görmesi olarak tanımlanabilecek Lisanslı Depoculuk faaliyetleri hızla devreye sokulmalıdır. Amik Ovasının ürünleri hak ettiği gerçek piyasa değerlerinden alınıp satılmalı, Hatay’lı üreticilerimiz alın terlerinin karşılığını almalıdır. “Hatay pamuğu” aranılan bir marka olmalıdır.